Güneş Ülkesinin Leylası; Viyan Caf

Views: 156

Güneş ülkesinin, ruhu alevden kızlarını tanır mısınız. Medya’nın kızları, onlar ruhlarının aleviyle tanrıçalaşırlar.

Eğer bu topraklardan gelmişsen korursun onu, can pahasına denmez buna çünkü zaten onu kaybedersen sen de yok olursun. Yakışmaz güneş ülkesinin kızlarına sırt dönmek toprağına, insanına.

Ondandır ya binlercesi feda eder canını bu topraklarda, zılgıtlar hiç susmaz bu coğrafyada…

Burası Kürdistan, burası Zarifelerin, Rindexanların, Rehşan ve Viyanların, yani ülkesinin Leylası olanların mekanıdır burası.

Bölünmüş bir ülke ararsanız kahramanları kadar sert sınırları olan bir ülke Kürdistan, yeri kadar halkı da sömürge Kürdistan’ın. Kendisi 4 parça insanı 1000 parça Kürdistan.

Kökünde insanlığın beşiği olan Kürdistan’ın insanları öyle bir hale getirilmiş ki, özgürlükleri için bile bir olamazlar. Kimileri hançerlenir, kimileri kardeşinin kanına basarak yükselir. Ama şu da vardır ki hiçbir soy aynı sürmez Kürdistan da, elbet bu duruma dur diyecekler vardır.

Bunlardan biri de Viyan’dır.

Viyan Caf, diğer adıyla Leyla Wali Hüseyin. 25 Aralık 1981’de Güney Kürdistan’ın Süleymaniye şehrinde dünyaya gelimiştir. Ailesi Heval Viyan’ın adını Leyla koyuyor, Heval Viyan adını Kürt tarihine yazdırmış Leyla Qasım’dan alıyor. Belki de adı kulağına üflendiği zamandan belirleniyor yaşamı. Heval Viyan buna hazırlanır gibi büyüyor zaten, ona bakan herkes geleceğinin öbür kadınlara benzemeyeceğini anlıyor. Caf aşiretinden olan Heval Viyan hem zekası hem duruşuyla küçük yaşta çevrede tanınıyor, okulundaki başarısıyla hep örnek oluyor. Binlerce çelişki arasında, ailesi YNK’li olmasına ramen, lise yıllarında yani 96’da PKK ile tanışıyor. Özgürlük mücadelesine büyük sempati besleyen Heval Viyan zamanla yaşamı, değerleri tanıdıkça PKK’ye daha da bağlanıyor. 1997’de PKK saflarına katılıyor, genç yaşında büyük bir katılımın sahibi oluyor. Tüm yoldaşları içinde doğru duruşun örneği, moral kaynağı oluyor. Hep zor alanlara kendini öneren Heval Viyan bu alanlarda da Önderliğe bağlılığı ve iradesiyle her işi başarıya ulaştırıyor. Partinin en zorlu zamanlarında Önderliğe inancı ile yanlışa, yanlış demeyi militanlığın en önemli ilkesi olarak benimsiyor. Partiyi, Önderliği koruyor, tasfiyeciliğe karşı mücadeleyi yeniden yapılandırıyor.

Heval Viyan Önderliğe, “Karanlık Gecelerin Aydınlığı” diye hitap ediyor. Çünkü o mücadesinin tek salisesini dahi Önderliksiz geçirmiyor. Komploya büyük öfke duyan Heval Viyan Önderliğe, “Özgürlüğün alfabesini bana sen öğrettin” diyor ve Önderliğin fiziki özgürlüğü için büyük bir mücadele yürütüyor. Defalarca kez 15 Şubat komplosunu kınamak için fedai eylem gerçekleştirmek istiyor. Heval Viyan her seferin de “Önderliksiz bir yaşam mümkün değil” diyor ve Önderlik etrafındaki ateşin soğumayacağına ant içiyor. 2006 yılının soğuk ve kara şubat ayında dünya yeni güne girerken Heval Viyan için zaman donuyor işleyen ve akan tek zaman Önderlik oluyor. Heval Viyan “Bê Serok Jiyan Nabe!” sloganlarıyla Heftanin de tarih yazıyor. Heval Viyan eylemi ile güneşin doğuşunu işaret ediyor Önderliksiz yaşamın karanlık olacağını gösteriyor.

Hepimize Önderliği özgürleştirme görevini veren Heval Viyan, eylem mektubunun bir bölümünde şöyle diyor;

YOLDAŞLAR, DOSTLAR VE ACI ÇEKEN KADINLAR!

Sizler için de birkaç değerlendirme yapmak istiyorum. Üzülmeyin, halay çekin! Biliyorsunuz ki ben halay çekmeyi çok seviyorum. Halay çektiğim zaman kanatlanıp uçtuğumu hissediyorum.

Ben doğanın bir çocuğu ve evrenin küçük bir parçası olarak söylüyorum ki; kutsal bir yaşamın kanun ve ölçülerini yerine getirmek ve yaşamıma anlam vermek istiyorum. Bende bir meyve ağacı gibi acı çeken halkıma ürün verme zamanına geldiğime inanıyorum. Elleri havada kalmış çocuklara ve boğulmuş hayallere bir umut olmak istiyorum. Az da olsa acı çeken kadınların özgürlük molekülünü geliştirmek için bir atom olmak istiyorum. En önemlisi de İmralı Adası etrafındaki mumlar içinde bir mum olmak istiyorum. Size şunu belirtmek istiyorum ki artık egemen devlete, yalancı ve zalim erkeğe bir cevap vermenin zamanı gelmiştir. Bunun için 15 Şubat gecesini içimdeki kin ve nefreti bir volkan gibi patlatarak bunların cezalandırılacağı bir geceye dönüştürmek istiyorum.

15 Şubat gecesi Mazlum DOĞAN, Zekiye ALKAN, Berivan, Ronahi, Rahşan, Sema, Fikri BAYGELDİ ve zincirin son halkası olan Serdar ARI’nın bedenindeki ateşi yüreğimde hissetmekteyim. “Ya özgür bir yaşam ya da onurlu bir ölüm!” “Bijî Rêber Apo” sloganları kulaklarımda çınlıyor, beynimde üst üste yankılanan ses dünyaya sesleniyor. Bu ses amaca kilitlenişimin sesi olup eylemdeki amacımın başarısını yüzde yüz garantiliyor. İçimde Sema ve Serdar’ın alevleri gürleşirken hiçbir zaman Başkan Apo’nun etrafındaki ateşin soğumasına izin vermeyeceğim. Çok zorlu geçen bir kış içinden bedenimdeki ateşin acısıyla mesaj vermek ve çağrıda bulunmak istiyorum. Bu mesajım özgürlük mesajıdır. Hepinizi Başkan Apo’yu korumaya, başarıya ulaşmak için eylem ve mücadeleyi yükseltemeye çağırıyorum.