ÖZEL DOSYA- AJANLAŞTIRMA VE ÖNCE KADINA VUR İLKESİ

Visits: 92

ÖZEL DOSYA – AJANLAŞTIRMA VE ÖNCE KADINA VUR İLKESİ

Ajanlaştırma en eski iktidar güçlerinin tarihten beri uygulayageldiği bir politika ve saldırı hamlesidir. Kürdistan özgürlük mücadelesine karşı da başta Türk Devlet’i olmak üzere sömürgeci devletler her süreçte bu ajanlaştırma politikasını uygulamayı esas almıştır. Kürdü Kürde kırdırmanın çarpıcı oluğu kadar ölümcül ve acı bir çok örneği vardır; Kürdü Kürde karşı çok farklı biçimlerde kullanılıyor olsa da ajanlaştırma bunlar içinde en ahlak ve vicdan dışı olanı ifade ediyor.

Özgürlük mücadelesinin ortaya çıkardığı değerlere karşı oynanan ve uygulanmak istenen birçok politika vardır. Ancak söz konusu olan bu ajanlaştırma politikası, mücadelenin içinden yükseldiği halk gerçekliğini en temel değer yargılarından parçalayarak, karşı karşıya getirerek, eritmeyi ve yok etmeyi amaçlamaktadır. Ajanlaştırma, aşama aşama devreye konulmaktadır. Öncelikle genel halk gerçekliği içerisinde sosyal baskı, yoksulluk, fuhuş, uyuşturucu gibi yöntemler sistemli bir şekilde uygulanmaktadır. Bununla amaçlanan devletin şefkatli kollarını açtığında ona koşacak insan-toplum gerçekliğini yaratmaktır. Yoksulsa ona maddi yaşam zeminleri sunarak, uyuşturucuya alışmışsa uyuşturucu sağlayarak, fuhüşa bulaşmışsa ailesinin ve toplumun dışlanmasından koruyarak ve pazar yaratarak, aile baskısı ve şiddetine maruz kalıyorsa sözde ondan koruyarak, şefkatli balyozunu indirir kişinin başına. Diğer bir yöntem ise akıl almaz işkence yöntemleri uygulayarak korkuyu şahlandırmaktır. Böylelikle onurlu ve kimlikli bir yaşam değil, “nasıl olursa olsun bir yaşam anlayışı” bireyin ve toplumun yaşam anlayışı haline getirilmeye çalışılır. Özellikle genç kadınların bu amaç doğrultusunda kullanımı çok çarpıcıdır. Bir yandan feodal değerler ve bir yandan da kapitalizmin şaşalı yaşam kandırmacası içerisinde genç kadınlar çok büyük bir baskı altına alınır. Çelişkilerini özgür bir mücadeleye kanelize edemeyen ya da engellenen kızlar ya devletin özel savaş politikası olarak yaygınlaştırmaya çalıştığı fuhuş, uyuşturucu bataklığına çekilmekte ya da intihara çekilmekte, erkekçi namus anlayışı kışkırtılarak cinayet konusu haline getirilmektedir.

Bu çok derin bir karakter bozma harekatıdır. Şüphesiz egemen sistem dünyanın hemen her yerinde toplum ve bireye üzerinde özel savaş politikalarını uygulamaktadır. Ancak Kürtler karşısında uygulanan  bu politika Kürdü Kürde kırdırtma ve yine Kürde kendi kimliğini inkar etme üzerine uygulanma amacı ile yine benzersiz bir örnektir. Özel savaş bu biçimiyle de uygulanaktadı. Ama inkarı ve imha bu defa  daha yoğun bir biçimde Kürdün kendi elleriyle yaptırılmaya çalışılmaktadır. Bir yandan AKP içerisindeki işbirlikçi Kürtler kullanılmaya çalışılırken diğer bir yandan da toplum içerisinde böyle bir işbirlikçi, ajan kendi değerlerine yabancılaşmış ve ihanet etmiş bir toplumsal tablo yaratılmak istenmektedir. Bu çok tehlikeli ve sinsi bir oyundur. Toplumsal zehirlenme işte budur!

Diğer bir yönüyle ise faşizan zihniyetin “önce kadını vur” ilkesidir. Hangi toplum olursa olsun o toplumun değer yargıları kadınla yaşam bulur ve devam ettirilir. Özgürlük Hareketi de bunu özgürlük ve eşitlik mücadelesinin temel ve başat bir ilkesi olarak ele aldı ve uyguladı. Özgür kadın değerleri gerçekten de destansı örnekleriyle yaratıldı. Ve kadın mücadelesi yükselen bir değer haline geldi. İşte şimdi yükselen bu kadın değerleri ve toplumsal değerler bu özel savaş politikasıyla düşürülmek ve zehirlenmek isteniliyor. Bu gencecik kızlar kullanılarak, düşürülerek gerçekleştirilmeye çalışılıyor. “Önce kadını vur” ilkesine bir de “önce kadınla vur” ilkesi ekleniyor. Bu özel savaş odalarında çokça düşünülmüş hesaplanmış ve adım adım uygulanan bir stratejidir. Bu politikanın mücadele veren güçler tarafından  derinden anlaşılması ve boşa çıkarılması çok çok önemlidir.

Belki de ilk defa ulusal kimlik mücadelesiyle özgür kimlik mücadelesi bu denli iç içe geçmeyi yaşıyor. Bu her iki halkadan tutularak egemen sistemin “kadını vur” ve “kadını onunla vur” ilkesi boşa çıkarılmalıdır! Ajanlaştırma, korkuya dayanarak nasıl olursa olsun yaşam anlayışı bir toplumun başına getirilebilecek en kötü hallerdendir. Düşürülmüş, nasıl olursa olsun yaşam anlayışına mahkum edilmiş, suça bulaştırılmış bi birey birey olabilir mi? Ya da bir toplum toplum olabilir mi?. OLAMAZ!

Bir suçlular toplumuna dönüştürülür ki bu da kendi kendini vurmaktan başka bir şey değildir. Bu zehre karşı panzehir özgürlük ideolojisi ve mücadelesidir. İsyana kalkmak, özgür yaşam şahlanışına geçmektir. Başta genç kadınlar olarak toplumun tüm kesimleri bu konuda duyarlı ve isyankar yaklaşmalı ve onu zehirleyenlere karşı onurluca hayır demelidir.