Yurtsever Genç Kadın Dergisi: Genç Kadın Perspektifi

Visits: 27

Değerli Yurtsever Genç Kadınlar;

Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü Paradigma ekseninde yürüttüğümüz mücadelemiz 2024 yılına gireceğimiz bu süreçlerde tarihi bir dönemin eşiğindedir. Özellikle son 8 yılda zirveleşen amansız mücadelemiz tüm dünyanın gözleri önünde özgürlüğe kazandırma amacıyla başta Zap, Avaşin ve Metina da olmak üzere, nice bedeller verilerek yürütülmüş ve paradigmamız kazanmıştır. Yani tüm ezilen halklar ve özelde de erkek zihniyetinin tüm kirli politikalarından en çok zarar gören ve saldırıya maruz kalan dünya kadınları kazanmıştır. Jin Jiyan Azadî evrensel bir uyanışın, başkaldırının ve örgütlenmenin felsefesi olmuştur.

Hiç şüphesiz tüm bu gelişmelerin yaratıcısı, 50 yılı aşan mücadelesi ve direnişi ile insanlığın kurtuluşu için tüm hegemonik güçleri karşısına alan ve savaşan Önder APO ve Önder APO’nun felsefesi ile kendini donatıp özgürlük mücadelesinde yolumuzu aydınlatan bir meşale olan kahraman şehitlerimizdir. Şehitlerimize layık olma istemi ve onların hayallerini gerçekleştirme arzusu bize mücadeleyi büyütmeyi öğretir. Sömürgeciliğe karşı yürütülen bu onurlu savaşta ileriye doğru olan adımlarımızı daha da kararlılaştırır. Önderliğimiz, şehitlere verilmesi gereken cevabı her zaman tarihi adımlar atarak ve mücadeleyi yeni bir başarı zirvesine taşırarak vermiştir ve biz militanlarına da şehitlere bağlılığın nasıl olması gerektiğini göstermiştir. Önderliğimiz ‘Ben şehitlerin vasiyeti için yaşıyorum.’ demiştir. Tüm Parti değerlerimizin oluşumu ve inşası, şehitlere bağlılığın bir ifadesi ve layık olma çabası olduğunu bir kez daha bu sözü ile de bizlere anlatmıştır.

Partileşmeyi, ordulaşmayı ve kadın özgürlük devrimini bu düzeye taşırması Önder APO’nun Şehîd Haki Karer, Şehîd Egîd, Şehîd Beritan ve Şehîd Zeynep Kınacı’ya bağlılığın ifadesidir. Şehîdlere bağlılık, Önderliğimizde bu şekilde tanımlamıştır.

Bu temelde başta 26.yılına girdiğimiz Uluslararası Komplonun amacına ulaşmaması için bedenlerini Önderliğimiz etrafında ateşten bir çember haline getiren ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ devrimci hamlesinin ölümsüz fedailerine ve onların takipçileri olan; Ankara’da düşmanın en girilemez dediği yerde, her gün Önderliğimizi, Partimizi ve halkımızı tasfiye etmeye yönelik saldırı planlarının kararlaştığı yerde fedai eylem gerçekleştiren Şehîd Erdal ve Şehîd Rojhat ‘ı saygıyla anıyor ve onlara layık olma sözümüzü yineliyoruz.

2023 yılı her açıdan yoğun bir mücadele yılı olmuştur. AKP-MHP faşist rejimi ve bu imha saldırılarının esas sorumlusu ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İsrail gibi kapitalist modernitenin hegemonik güçleri, Önderliğimizi ve Özgürlük Hareketi’mizi tasfiye etmek için her türlü kirli politikalara, katliamlara ve insanlık dışı uygulamalara başvurmuş ve topyekûn bir imha saldırı planını devreye koymuştur. Özellikle bu imha-tasfiye saldırılarını başta Önderliğimize karşı hayata geçirmişlerdir. Önderliğimiz 26. yılına giren ağır işkence ve tecrit koşullarında İmralı’da insanüstü bir direniş göstermektedir. Önderliğimiz “İmralı’daki durum; eski paradigmayla yeni paradigmanın yani kapitalist modernite ile demokratik modernitenin odağı, en amansız savaşım yeri konumundadır. Devletçi, iktidarcı paradigma ile özgürlükçü, demokratik paradigmanın, bu iki çizginin, savaşının odağı konumundadır. Dolayısıyla İmralı sistemine, paradigmal temelde bakılmalıdır. İmralı’daki durumun, iki paradigma savaşımının odağı olduğunu; çok doğru, derinlikli, yetkince bilince çıkartarak anlamak, kavramak gerekmektedir.” demiştir. Bu tecrit koşullarının en ağır şekilde Önderlik üzerinde uygulanmasına rağmen Önderliğin paradigmasının tüm dünyaya yayılması ve halklar tarafından özelde de kadınlar tarafından bu denli benimsenmesi ve her kesimi mücadeleye kaldırması, Önderliğimizin tek bir kelimesinin dahi dışarıya çıkmasına tahammül etmemekte ve izin vermemekte olan hegemonik güçleri yani çarmıh sisteminin sorumlularını boşa çıkarmıştır. Önderliğimizden 2021 yılının 25 Mart’ından beri hiçbir haber alınamamaktadır. Bu da yetmezmiş gibi faşist soykırımcı güçler tarafından verilen sözde disiplin cezalarına gün geçtikçe bir yenisi daha eklenmektedir.

Önderliğimizin ve şehitlerimizin sayesinde yarım asırdır büyüyen ve önemli kazanımlar elde eden mücadelemiz hiç şüphesiz 2023 yılında da nice bedeller verilerek görkemli bir direniş ile dört parça Kürdistan’da ve dünya genelinde güçlü kazanımlar elde etmiştir. Kapitalist sistem ve şahlandırdığı erkeklik, iflas etmiştir. Fakat sürdürülebilirliğini sağlamak için her zamankinden daha fazla kadına saldırmaktadır. Çünkü yaşadığı kriz ve kaosları aşmanın önünde Önderlik ideolojisi ile örgütlenen kadınların özgürlük arayışları ve direnişleri engeldir. Kadınlar cinsiyetçi sistem ve rejimlere karşı örgütlenme ve mücadeleleriyle tüm evrene umut olmaya devam etmektedir.

Değerli Yurtsever Genç Kadınlar;

Faşist diktatör şefin yeniden seçim adı altında iktidara yerleştirilmesi ile birlikte Özgürlük Hareketi’mize karşı gelişen soykırım konsepti derinleştirilerek sürdürülmektedir. Hakan Fidan öncülüğünde yapılan diplomasinin ya da soykırım planlamalarının en temel ayağı; Önderliğimize ve Özgürlük Hareketimize, halkımıza, halklarımıza, demokrasi ve özgürlük güçlerine karşı geliştirilecek düşmanca bitirme planlarıdır. Türkiye’yi yeni Osmanlı planları temelinde Ortadoğu’da başat güç haline getirme hedefiyle hareket etmektedirler. Esasında DAİŞ ile hedeflenen ideolojik, siyasi hedeflerin hemen hemen aynısıdır. Ortadoğu, egemen erkek sistemin temsilcisi olan TC eli ile şekillendirilmek istenmektedir. Mayıs seçimlerinin Erdoğan taraflı desteklenmesi, uluslararası sistem tarafından mevcut sonucun bu denli olumlu karşılanmasının sebebi, hem ideolojik hem de siyasidir. Verili erkek sistemi, Özgür Kürtlük ve Özgür Kadın çizgisinin Ortadoğu’da gelişmesinden çok fazla korkmaktadır. Köleliği sağlama almak için kadın, erkek egemen saldırıların odağındadır. Bu beş bin yıldır böyle süregelmiştir. Çünkü bu zihniyet sindirme politikalarını yürütmek için sınırsızve ölçüsüz şiddeti amaç haline getirmiştir. Başka türlü halkların başkaldırışlarını önleyemezler. Fakat kilit nokta buradadır ki özgürlük istemi şiddetle yok edilebilecek bir şey değildir. Aksine daha çok büyür ve amansız olur. Bu anlamda Kadın özgürlük mücadelemiz kendi başına devrimdir. Biz hep ‘devrimi yapacağız’ diyoruz fakat esasta devrimi gerçekleştirmişiz. Kadını, sistemden koparıp sistem karşısında örgütleyerek bu zihniyetten ve onun yaşamından kopararak sistemin altına dinamit döşemişiz. Bu gelişmeler evrensel bir boyutta yankı uyandırmakla kalmayıp bu erkek iktidar güçlerini bitirme ve iktidarlarını çökertme anlamı taşımaktadır.

Bu süreçte AKP- MHP faşist diktatörlüğü, bütün kirli saldırılarını toplum üzerinde uygulamaya geçirdiği her alanda ilk hedefinin genç kadınlar olduğunu bu günlerde yaşanan kadın katliamlarında somut bir şekilde görmekteyiz. Genç kadınlar olarak bize dayatılan bu zorba ve tecavüzcü sisteme karşı kendimizi koruma ve savunmanın tek yolunun Önderliğin oluşturduğu Kadın Kurtuluş İdeolojisi olduğunun bilinciyle hareket etmeliyiz. Çünkü Önder APO her zaman ve her şart altında özgürlüğü için savaşan bir halkın yanı sıra özgür kadını da yaratmak istedi. Bundan kaynaklı Kadın Kurtuluş İdeolojisini geliştirerek bu temelde bilinçlendirerek örgüt ve eylemine kavuşturdu. PKK’nin kadında yıllardır yarattığı direniş ruhu artık hiçbir biçimde önü alınamaz bir noktaya geldiği herkes tarafından bilinmektedir. Bu süreçten sonra başta genç kadınlar olmak üzere bütün kadınların yapması gereken PKK militanlarının fedaice büyük bedeller vererek yarattığı bu direnişçi tarihe sahip çıkmaktır. Bütün genç kadınlar olarak yıllarca erkek egemen zihniyetinin dayatmalarına maruz kalmanın bir kader olmadığını aksine bu zihniyete karşı başkaldırmış binlerce direnişçi kadının olduğunu PKK tarihine bakarak açık bir şekilde görmüş oluruz. Çünkü PKK‘deki kadın mücadelesinin amacı yarattığı bu direnişçi ve mücadeleci ruhla tüm ezilen kadınların mücadelesini birleştirmek, faşist erkek egemen sistemleri alt üst etmek ve oluşturulan mevcut düzenleri ortadan kaldırarak insanlığı özgür ve eşit bir toplumla buluşturmaktır. Bundan kaynaklı özelde Kürt kadınları başta olmak üzere mevcut sistemi kabul etmeyen tüm kadınlar PKK’li kadınların yürüttüğü bu mücadele etrafında kenetlenmeli ve özgür yarınların amansız kavgasında yerlerini almalıdırlar. Yaşanacak onurlu ve gerçek bir yaşamın PKK hakikatinde buluşmakla olacağını bilmelidirler.

Değerli Yurtsever Genç Kadınlar;

İçinden geçtiğimiz sürecin kritik ve çok hassas olduğunu yine güçlü bir mücadeleyle büyük kazanımların elde edilecek bir süreç olduğunu unutmamamız gerekiyor. Düşmanın hemen hemen her gün özel savaş yöntemleriyle topluma yöneldiği yine bu kirli oyunlarını hayata geçirirken de ilk hedefinin genç kadınlar olduğunu devamlı hafızamızda tutmamız oldukça önemlidir. Son 8 yıldır AKP-MHP faşist rejimi tüm kirli politikalarını kadın ve gençlik üzerinden yürütmektedir. Hiçbir dönemde AKP-MHP faşist rejimi döneminde olduğu kadar kadın katliamları, tecavüz ve tacize rastlanılmamıştır. Sahte kirli aşk oyunlarıyla ve bireysel özgürlük adı altında üniversite ve yurtlarında ördükleri ağlara her gün yüzlerce genç kadınları çekmeye çalışmaktalar. Genç kadınlar düşmanın bu kirli oyunlarını kabul etmeyince vahşice katlediliyor. Son süreçte Aydın’da üniversite okuyan Zeren Ertaş adlı genç kadın da bunlardan biriydi. Bunu daha sonra her zamanki gibi topluma bir kaza olarak göstermek için de bütün kurum ve adamlarını devreye sokmaktan çekinmeyen bir faşist rejim iktidarıyla yeniden karşılaştık. Bugün bunu kabul etmeyen ve buna karşı bir mücadele içerisinde olan binlerce yurtsever genç kadın olduğunu biliyoruz. Kuzey Kürdistan’ın muazzam bir direniş tarihi ve kültürüne sahip olduğunun bilinciyle bu direniş kültürünü devam ettirme sorumluluğunu yerine getirmeliyiz. Bu sorumluluğun biz genç kadınlara düştüğünü de unutmamalıyız. Yıllardır özgürlük için nice güzel yoldaşlarımızın büyük bedeller verdiğini unutmamak gerekiyor. Tarihin bu antlaşma süreci sıradan bir süreç olarak ele alınamaz. Rêber APO “bu dönemler yüreğin sonuna kadar haykırdığı, yaşama hakkına hiçbir dönemle bu biçimde yaslanılmadığı özgürlük dönemleridir” diyor. Biz bu dönemi daha geçen yıl Rojhilat’ta Jina Amini isimli genç kadının saçlarının bir kısmının görünmesi gerekçe yapılarak ahlak polisleri tarafından darp edilerek katledilmesinin ardından ahlak ve vicdan sahibi tüm insanları en başta da “JIN JIYAN AZADΔ şiarıyla özgürlük isteyen binlerce kadını bir araya getirirken görmüştük. Şu an da Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da bir çok üniversitede genç kadınlar öncülüğünde ve “JIN JIYAN AZADΔ sloganlarıyla yapılan eylemleri bütün genç kadınların sahiplenmesi gerekiyor. Faşist iktidarın bu saldırılarına sadece basın açıklamalarıyla ve yürüyüşlerle karşı çıkmak oldukça yetersizdir. Genç kadınlar da dinamizmleri gereği bunlarla sınırlı kalmamalıdır.

Önümüzdeki önemli günlerden biri de 25 kasım günüdür. Bizim genç kadınlar olarak bu ayda asıl yapmamız gereken şey bulunduğumuz her alanda mücadele gerçekliğinden aldığımız inanç, umut ve zaferle yine genç kadınların öncülüğündeki serhildanlarla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Gününde düşmanın bu kirli politikalarına karşı öz savunmamızı kuşanmaktır. Önder APO ve Kadın Özgürlük Mücadelesinin Öncülüğünde bugün dünya kadınlarının perspektifi haline gelen “JIN JIYAN AZADΔ sloganı kapitalist erkek devlet zihniyetinin panzehiri niteliğindedir.

Bu temelde başta yurtsever genç kadınlar olmak üzere özgürlük inancı taşıyan herkes bu saldırılara karşı cevap sahibi olmalıdır. Özgürlük için direnmekte ısrar etmelidir. Okulda, sokakta, iş yerlerinde yani düşmanın kendini konumlandırdığı her alanda faşist iktidar rejiminin soykırımlarına karşı serhildanlarla ‘dur’ demenin zamanıdır. Bütün yaşam alanlarımızı özgür yaşam için mücadele alanı yapmalıyız. Bunları yaparken de Önderlik tarzıyla ve temposuyla her genç kadını bilinçlendirmek ve sorunlara anında çözüm gücü olabilmek esastır. Bu anlamda yurtsever genç kadınlar, daha önce Genç Kadın Hareketi’mizin başlatmış olduğu Jin, Jiyan, Azadî; Serbixe Azadî” hamlesini esas alıp bugün üniversitelerde “JIN JIYAN AZADΔ” sloganlarıyla yapılan serhildanlara öncülük ederek tarihi görevlerini ertelemeden yerine getirmelidir. Bunları yaparken Önder Apo’nun “beni sevmek, saymak; düşüncemi anlamak ve hayata geçirmekle olur” sözünden yola çıkmak aydınlatıcı olacaktır. Böylece Önderliği okuyarak ve bilince çıkartarak özgür yaşamı yaratabiliriz.

Değerli Yurtsever Genç Kadınlar;

27 Kasım 1978 tarihinde kurulan ve başta Önderliğimiz ve Partimizin kurucu kadroları şahsında bir güneş gibi doğan PKK, 45. yılını tamamlayıp 46. mücadele yılına adım atmaktadır. Geçen süre içerisinde eşi benzeri olmayan kahramanlıklar sergilenmiş, tarihi kişilikler açığa çıkmış ve büyük değerler yaratılmıştır. Yine 45 yıllık soluksuz mücadele tarihinde kendini Kürdistan’ın özgürlüğü için adayan on binlerce kadın-erkek militan bu uğurda şehadete ulaşmış, her şehadet yeni bir zaferin müjdeleyicisi olmuştur. PKK’nin kuruluşu aynı zamanda özgür Kürt kadının da yeniden dirilişi ve hayata dönmesidir. Bu yıl PKK’nin kuruluş yıl dönümünü kutlamaların yanı sıra halkımıza uygulanan faşizan saldırılardan ve AKP-MHP faşizmiden hesap sorma gününe dönüştürmeliyiz.

PKK’nin 46. yılına girerken fedai kadın gerçekliğini doğru anlamak ve yürütülen mücadeleyi sahiplenmek, PKK ile kazanılacak olan kadın özgürlüğü için mücadele etmek her yurtsever genç kadının sorumluluğudur. Başta yurtsever genç kadınlar olmak üzere mevcut erkek-devlet iktidar sistemini kabul etmeyen tüm sosyalist kadınlar, PKK’li ve PAJK‘lı kadınların yürüttüğü bu mücadele etrafında birleşmeli ve özgür yarınların kavgasında yerlerini almalıdır. Onurlu ve gerçek bir yaşam PKK hakikatiyle yaratılan yaşamdır.