Yürüyüşümüzü Önderliğin fiziki özgürlüğü ile taçlandıracağız

Visits: 18

Yurtsever Genç Kadın Dergisinin Genç Kadın Perspektif yazısı:

Değerli yurtsever genç kadınlar!

Bahar yeniliği, güzelliği ve yaşamı ifade eder. Bahar, soğuk kış ayların getirdiği karanlığa karşı başkaldıran yaşam döngüsü bir özgürlük ezgisi gibi tüm uyuyan ve geri çekilen canlıları yaşama davet eder. Böylesi döngüsellik ile her canlı kendi rengiyle yaşama katılır. Bahar; doğanın renkliliğini, güzelliğini ve özgürlüğünü ifade eder. Toplanan kara bulutları def eden bahar güneşine güvenen canlılar harekete geçer ve varoluşun mutluluğunu yaşar.
Bir zamanlar bahar Mezopotamya’ya küsmüş ve güneşin ülkesi Kürdistan karanlığa bırakılmış. Kürt halkının tarihi ve gerçekliği böyle karanlığa gömülmüşken güneş tüm gücünü toplar ve bir sabah Amara ’da doğar. Buzlara ve karanlığa kaplanan ana tanrıça yurdunda çiçekler açar, toprak yeniden canlanır ve özgürlük ateşi yakılmaya başlanır. Yakılan Newroz ateşi karanlık geceleri korkutur ve soğuktan tutulmuş duyguları alevlendirir. tarih 4 Nisan’ı gösterdiğinde güneş Kürdistan’a doğdu ve tüm dünyaya aydınlık getirdi.

Birçok Ortadoğu ve Asya felsefesi karanlığın ve ışığın savaşını anlatır. Önderliği bu tarihsel direnişe sevk eden belki bu diyalektik tarihsel ikilemdir. Birinci Önderliksel doğuş Kürt halkını kış uykusundan uyandırdı ve kimliği yok sayılan kendi kutsal topraklarına canlı gömülen kürt kadınlarını, yeniden ana tanrıça mekânlarıyla buluşturdu. Köle yaşama mecbur kılınan Kürt kadın gerçekliği bugün dünya kadın devrimine öncülük yapmaktadır.

Önder Apo kadınların varoluşu için ”Kendini her an yeniden kurmak ve geliştirmek, olmazsa olmaz bir ilke düzeyinde ele alınmalıdır. Çünkü kapitalizm günlük olarak bin bir çeşit saldırı düzenlemektedir.” değerlendirmelerini yapar. Genç kadınlar olarak Önderliğimizi ve kendi tarihimizi doğru anladığımız müddetçe özgürlük yürüyüşümüzü kesin başarı ile taçlandıracağız. Önderliğin fiziksel doğuşu ne kadar bizim için duygularla yüklü bir gün olursa olsun, duygusal değil tarihsel ele almamız gereken bir gündür. Tarihsel bilinç, nasıl mücadele edeceğimizi ve ne yapmamız gerektiğini bize öğretecek bir gerçekliktir. Tarihi doğru okumak, doğru değerlendirmek ve ona göre adımlarımızı belirlemek bizi düşmanın politikalarının bir adım önüne götürür. Önderliğimizin bahar ayında ve peygamberlerin beşiğinde Riha’da doğuşu bir tesadüf olmamaktadır. Bulunduğumuz ve üzerinde büyük savaşlar yürütülen kutsal Mezopotamya toprakları, toplumsallığın ve toplumsal maneviyatın, tarım ve toplumsal devrimin mekânıdır. Anaerkil toplumun etrafında örülen toplumsal yaşam felsefesi, demokratik, kadın özgürlükçü, ekolojik yaşamın kaynağıdır. Aslında tarih sahnelerinden silinen demokratik toplum tarihi, Önderliğimiz ile birlikte yeniden yeşerdi ve modernist güçlerin yok etmek istediği toplumsal değerleri, kazanımlarını ve kadın tarihini ve mücadelesini yeniden yüceltti. Önder Apo, sosyalist hareketlerin tıkanmasına sebep olan erkek egemen zihniyetini ve iktidar olgusunu çözümleyerek kadın özgürlüğüne dayalı bir çıkışın adımlarının atılmasını sağladı. Geliştirilen Demokratik, Kadın Özgürlükçü ve Ekolojik toplum paradigması ile yıllarca savaşan, mücadele eden kadınların umudu ve sistem içi erimeyle karşı karşıya kalan feminist hareketlerin yönünü Kürdistan’a çevirdi ve binlerce kadını liberalizmin sahte özgürlük çemberinden kurtarır.

Değerli yurtsever genç kadınlar!

Bu temelde Önderliğin geliştirdiği paradigma Kürdistan halklarının varoluşunu ifade ettiği gibi bugün tüm ezilen toplumların ve mevcut sisteme karşı mücadele eden insanların, kadınların umudu, ilham kaynağı oldu. Önderlik gerçeği tek bir insani temsil etmemekte demokrasi mücadelesini veren tüm halkları, gençleri ve kadınları temsil ediyor. Binlerce sene önce erkek egemen zihniyeti ile başlayan sömürgeciliğe karşı başlatılan sosyalist mücadelenin ve topraklara gömülen demokratik toplum tarihini yeniden filizlenmesi ve yaşam bulmasının ifadesidir Önder Apo. Sosyalizmi erkek egemen zihniyetinden arıtıyor ve özgür yaşam arayışında olan ortadoğu felsefesi ile bütünleştiriyor. Demokratik bir paradigmanın baharını yaşatan Önderliğimiz, Kadın Kurtuluş İdeoloji’sini, mücadelesinin merkezine alarak çalışmalarını geliştirdi. Önder Apo ”Bir varlık ve özgürlük diyalektiği olarak Apocu kültür açısından ise, emek insanın kendini her an yeniden yaratma özgürlüğüdür; ‘hayatın düşündüğü ve düşüncenin yaşadığı’ yerde sürekli oluş halinde olmaktır.” derken kadının kurutuluşunun varlığının tanımlanmasına dikkat çeker.

Kapitalist sistem gittikçe derinleşen ve Kürdistan’da düğümlenen krizi her yere yaymak ve dünyayı sonsuz karanlığa çekmek istemektedir. Doyumsuz erkek zihniyetinin yarattığı hastalıklı bireyler topluluğu artık kendi kendini tüketme pozisyona getirirken yaratılan sanal dünya ile tutsak duruma getiriliyorlar. Tarihsel çözümlemelrin artmasıyla beraber kadının kurtuluşu esas alındı. Bu temelde 8 Mart 1998’de Kadın Kurtuluş İdeoloji’si ilan edildi. Kürdistan’ın kutuluşu kadın kurtuluşu ile bağlantılıdır. Ve bunuda ilk içselleştirip eylemselliğe döken Şehîd Sema Yüce yoldaş oldu. 1998 yılında Kadın Kurtuluş İdeolojisi’inin ilan edildiği 8 Mart ile Kürt halkının diriliş günü olan Newroz gününe köprü görevi gördü. Kürt kadın öncülüğünde gelişen kadın devrimi, Kürdistan’dan tüm dünyaya kelebek etkisiyle gün geçtikçe yayılıyor.Tarihi yeniden yazan YJA- Star gerillaları Zagros Toros dağ eteklerindeki ana tanrıça mekânlarında beslenerek, tarihi bugüne taşımaktadırlar. Ve tanrıça kültürü yeniden yaşam bulur Kürt kadınlarında. Bundan kaynaklı ‘Jin Jiyan Azadî’ durdurulmak istenen kadın devrimin şiyarı olur. Ortadoğu’dan tüm dünyaya yayılan ”Jin, Jiyan, Azadî” felsefesi etrafında birleşen kadınlar Önder Apo etrafından birbirine kenetlenen halkalar oluşturur. Günümüzde ise YJA-Star Gerillaları binlerce seneye kök salan erkek egemen zihniyetinden hesap sormakta ve tarihin intikamını almaktadır. Bazen farkına varmadan tarihsel dönemlerin içinde bulunuruz fakat bu önemin farkına varanların rol ve misyonunu belirlemeleri ve ona göre hareket etmeleri ellerindedir. Tarihsel dönemlerde devrimciler gerçekliği aşarak kriz ve kaos aralıklarında yeniliği doğurur. Bu temelde YJA- Star geçmişi geleceği ve bugünü birbirine bağlayan ve zamanı aşarak tarihi yeniden yazan bir hakikattir. Eğer gerçekten bu süreçte özgürlüğü tatmak ve zamana denk katılmak istiyorsak, bu bahar yönümüzü özgür dağlara vererek özgürlük kokan bahara bir adım daha yakınlaşmamız mümkün olacaktır. Fedaice sürece katılmak ve binlerce birbirinden güzel kadın yoldaşlarımızın bu destansı direnişte mücadele etmesi, bu süreci zaferle sonuçlandıracaktır. Aslında Kadın ordulaşması ve Gerillalaşması 8 Mart’ın berrak yaşam bulması ve ebedi temsili olmuştur.

Değerli yurtsever genç kadınlar!

Bahar demek yaşam ve kadın demek!
Yeni bir 8 Mart’a doğru ilerlerken Kürt kadının öncülük yaptığı kadın devrimine doğru katılmak gerekir. Kapitalist Modernitenin yaratığı karanlığa ve çirkinliğe meydan okuyan genç kadınlar, her 8 Mart’ta olduğu gibi bu yıl da meydanlarda, sokaklarda ve dünyanın dört bir yanında özgürlüğe yürüyor olacaktır. Her yerde kadına karşı saldırıların şiddetlenmesi, işsizlik, ekonomik kriz, ekolojik sorunların artması, sistemin ciddi bunalımının somut göstergesidir. Eğer 3. Dünya savaşını iyi anlamak istiyorsak evrensel yoğunlaşarak, bölgesel hareket etmemiz gerekmektedir. Türk faşist devletin varlığı ve yokluğu nasıl bölgesel ve evrensel siyasi gelişmelere bağlıysa, kadın mücadelesi de enternasyonal bir mücadele olmaktadır. Önderliğimiz kadın gerçeğini kendine özgün bir ulus olarak tanımladığında bunu kast etmektedir. Bundan kaynaklı dünyanın her bir yanında gençliği ve özellikle genç kadını sanal dünya, esir almak toplumsal değerlerden koparmak ve bunu özgürlük olarak tanıtmak istemektedir. Bizi kendi kimliğimizden uzaklaştırarak, duygularımıza hüküm ederek, bizi gerçek yaşam ve gündemden koparmak istemekteler. Fuhuşu, tecavüz kültürünü normalleştirip, toplumsal ahlakı bozarak yeni dünya sistemini toplumsallığı tamamen yutarak inşa etmeye çalışmaktalar. Demografik değişimle göç ve kültürel asimilasyon ile Kürdistanı yeni bir sömürüye dönüştürmek istiyorlar.
Ancak toplum kırım, kadın kırımı ve doğa kırımıyla yüz yüze olduğumuz bu çağda umuttan daha fazlası gerekir. Ne olursa olsun ilk kendi cinsimize güvenmeliyiz ve her yerde kadınlar olarak örgütlü- komünal yaşamı esas almalıyız. Erkek egemen zihniyetiyle yaratılan sanal dünyadan ve yaratılan doyumsuz bireycilikten koparak, duygu ve düşünce dünyamızı özel savaş araçlarından koruyup birlikte bilinçlenmeyi esas almalıyız.

Değerli yurtsever genç kadınlar!

Başlattığımız özgürlük yürüyüşüyle Kürdistanın birçok şehirine baharı taşıdık ve Türk devletine karşı bir kes daha Önderliksiz bir yaşamı Kürt genç kadınları olarak kabul etmeyeceğimizi belirttik.

Dünyanın her bir yerinden başlayan yürüyüşümüzle özgürlüğe adım adım yaklaşırken, bu ulusal Newroz bayramımız bizleri mücadele finaline davet ediyor. Kürdistan tarihinden örneklendiği gibi, aydınlığın mücadeleyle mümkün olduğunu unutmamalıyız. Newroz ateşiyle baharı karşılayan Kürdistan halkları, bazen kendisini newroz ateşine dönüştürmüş bazen de halk ayaklanmalarıyla zalim düşmanın üstüne yürümüştür. Artık mücadelemizin çok önemli bir döneminden geçmekteyiz. Evet, medyadan yoğun psikolojik savaş ve algı operasyonlarıyla toplumsal düşüncelere ve duygulara yön verilmeye çalışılıyor, fakat gerçeklik aşikârdır. 3. Dünya savaşındayız ve bu savaşın merkezi bizim topraklarımızdır. Bu baharı ruhuna ve dönemin ruhuna denk karşılayacağız. Özgürlük yürüyüşünü, özgürlük mücadelesini bir güne sığdırmak doğru olmadığı gibi, her bir günümüzü mücadele eksenli örgütlemeliyiz. Biz genç kadınlar Çağdaş Kawa Şehîd Mazlum Doğan, Şehîd Rahşan Demirel, Şehîd Zekiye Alkan’lar gibi Newroz ateşine dönüşerek düşmana son darbeyi vurarak Newroz ateşini Kürdistan’dan tüm dünyaya yaymalıyız! Artık Özgürlük zamanı diyerek her bir genç kadını bu sistemin pençesinden kurtaracağız, uyandıracağız ve yürüyüşümüzü Önderliğin fiziki özgürlüğü ile taçlandıracağız.