ATEŞİN SIRRINA ERENLER

Views: 23

ATEŞİN SIRRINA ERENLER

Newroz yenilik, canlılık, moral, coşkudur. Baharın gelişi ile ilk cemrenin toprağa düşmesi nasıl oluyorsa Kürt halkı ve kadınlar için de büyük umutların tomurcuklandığı ilk anlardır bu anlar. Newroz baharlaşıyor; bahar, özgürlük çiçeklerini besliyor. Özgürlük çiçekleri her yere can veriyor ve renklerini saçıyorlar. Bu nedenledir ki ilk filizlenmeler bu zamanlarda yeşerdi. Bu yeşerme Önder APO’nun şu sözlerinde ifadesini buluyor: ”Düşmanın kalesinde, Ankara’sında, Anıtkabir’in dibinde ulusal kurtuluşçu düşünce mayalandı, biraz ortaya çıktı; sosyalizmle tanışma, çağdaşlığın düşünce biçimleriyle tanışma gerçekleşti.” Önder APO, 1973’te ilk Newroz’un ilk kıvılcımını bir grup arkadaşıyla ismi bile anılmayan ülkenin sömürge olduğunu söyleyerek saçtı. Partinin temelleri bu Newroz’la beraber atıldı. Baharın doğaya verdiği umut ve sıcaklık gibi bu Newroz da tüm Kürt halkında ve kadınlarında ruh buldu. 73’te başlayan o kıvılcım, 50 yılı aşkındır harlanarak hiç sönmeyecek olan bir ateşe dönüşüyor. Her yıl doğanın kendini yenilediği gibi Partimiz de her yıl kendini yenilemekte ve zaferi garantilemektedir. En büyük değişimlerin olduğu bu mevsim, kendisinde büyük bir cesaret barındırır, kara kışa karşı isyanlarını kuşanır ve tüm imkansızlıklara rağmen doğaya can verir. Tıpkı sömürülen, yok sayılan Kürt halkı, kadını gibi… Bu nedenledir ki Newroz baharda anlamlaşır. Newroz en çok da var olmak isteyenlerin çığlığı olur, kıvılcımlar özgürlük ateşine dönüşür. Newroz ayı; kahramanlar ayıdır ve kadınla daha çok kutsallaşır. Bu yüzden de en çok özgürlük ateşini kendine yakıştıran kadınların, ateşin sırrına eren kadınların ayıdır. Kadın ateşin sırrına erdi ki var edebildi yaşamı; yeşerdi ve çoğaldı. Şu an milyonlar Newroz alanlarını dolduruyor. Tarihi doğru okumak ve geleceğimizi aydınlatacak ışık olan değerlere ona göre anlam vermek gerekmektedir.

Çağdaş Kawa’mız Mazlum Doğan, tarihi doğru okumasını bilen efsanevi kahramanlardan biriydi. Tüm ihanetçi, tasfiyecilere karşı, 1973’te başlayan kıvılcımın sönmemesi için eylemini gerçekleştirir. 1982 yılında üç kibrit çöpüyle aydınlatır Diyarbakır zindanını. Mazlum Doğan, ” Hangi koşul altında ve ne tür bedel verme pahasına olunursa olunsun özgürlük mutlaka kazanacaktır” mesajını tüm insanlığa iletir. Özgürlük ve Newroz’u en güçlü pratiği ile dile getirir. Koşulların zorlaştığı, imkansızlığın olduğu alanlarda bile bu eylemin gerçekleşmesi ile kararlılık gözler önüne serilir. Mazlum Doğan’ın eylemi ile Newroz can bulur, hiç sönmeyecek olan bu ateş artık yakılmaya başlanır. Büyütmek gerekir bu ateşi. Amed’de bu sesi Zekiye ALKAN duydu. Mazlum’un çağrısına yanıt olmak istedi Zekiye. Diyarbakır zindanından Amed surlarına sıçradı bu özgürlük ateşi. Dicle üniversitesinde okurken Zekiye ALKAN, Amed’de sinmişliğin, korkunun, Newroz’u bile kutlayamamanın vermiş olduğu rahatsızlığı derinden hissetti. Eylemini gerçekleştirmeden önceki Newroz’da ilk birkaç kağıt parçasını yaktı. Çevresindeki arkadaşları şaşırarak ne yaptığını sorduklarında, cevabı: ‘Newroz’umu kutluyorum. Newroz , ateş yakılarak kutlanır” oldu. Sonraki yıl yani 1990 yılının Newroz’unda, Amed surlarında bedenini tutuşturup dördüncü kelebek misali ateşin sırrına ererek eylemini gerçekleştirir. Eylemini gerçekleştirmeden önce ise ”Newroz, en iyi insan teninde yanmalıdır” derken kadının eylemindeki kararlılığının, cesaretinin ve fedakarlığının örneği olur. Önder APO Kürt kadının dirilişi ve özgürlüğünü; Kürt halkının dirilişi ve özgürlüğü olarak değerlendirdi. Kadın, ateşle köleliğe karşı isyanını gösterdi . Kürt kadını, baharı kadın renginde, kadın ruhunda tüm dünyaya duyurdu. Bunu ilk gerçekleştiren, kendini Newrozlaştıran Zekiye Alkan oluyor… İsyan ateşi, insan bedenlerinde can bulmaya başladı. Bundan sonra Amed’de her genç kadın surlarda ilk Zekiye ile Newrozunu kutlar.. Amed surlarından aldığı ateşle Kadifekale’de meşaleleşen Rahşan Demirel.. Metropolde büyüyen Rahşan Demirel, daha 17 yaşındayken Türk devletinin Kürt halkına karşı sergilediği zulmü kabullenmedi. Toprağından kopması, kültüründen uzak büyümesi onda isyan ruhunu geliştirdi. 1992 Newroz’unda, Şırnak/Cizre’deki katliamlarının ardından dönemin bakanının Newroz yasaklamalarına tepki olarak İzmir Kadifekale’de Newrozlaştı. ”Ben kendimi Newroz yapıyorum Kadifekale’de. Cizre, Mardin ve Nusaybinin cevabını vermek zorundayım. İsmet Sezgin’e haber veriyorum, Newroz kutlanacak… Lastikle olmazsa bile, canımızla kutlanacak” sözlerini bir kartona yazarak burçlarda meşale oldu Rahşan Demirel.. Kelebek etkisi dağları aşıp Rahşan’da can buldu, o da ateşin sırrına erenlere katıldı. Önder APO, ”İzmir’de Rahşan Demirel’in kendini yakması vardır; o da İzmir kalesinin burçlarında bir meşaledir. Onun direnişi, metropoldeki Kürt kitlesine “vatana dönün yurtseverlikten vazgeçmeyin, dönüşünüz kesin olmalıdır” çağrısıdır. Onun eylemi, kesinlikle bizim metropol kitlesine yaptığımız “ülkenize bağlı kalın, devrimci savaşa bağlı kalın” çağrısının yankı bulmasıdır. Bu direniş onun meşalesi oluyor. Büyük bir kahramanlık eylemidir” diyerek eylemin anlamını ortaya koydu. Newrozlaşan kadınlar Kürdistan ve Türkiye metropolleri ile sınırlı kalmadı. Bu sefer 1994 yılında Almanya’da iki genç kadının harladığı Newroz ateşi var. Kürt kadını ve halkı üzerinde uygulanan baskının coğrafyasının ve zamanının bir önemi yoktur. Bizler nerede olursak olalım, hangi zaman diliminde yaşarsak yaşayalım fark eden bir şey olmayacaktır. Bunu en çok hissedenlerin, anlayanların arasında ise Berivan ve Ronahi arkadaşlar vardır. ‘94 Newroz yürüyüşünde “Almanya’nın çeşitli kentlerinde Kürt yurtseverlerine Hitler’i geride bırakacak uygulamaların gerçekleştirilmiş olması bizim için bardağı taşıran son damla olmuştur” diyerek bıraktıkları mektupları ile kararlılıklarını ve bağlılıklarını dile getirdiler. Önder Apo’nun 1994 yılında Avrupa’daki Kürt halkına ülkeye dönüş için yaptığı çağrıya cevap oldular. El ele vererek ve ateşin söndürelemeyeceği bir yerde yaptıkları eylemleriyle bilinç düzeyleri, kararlılıkları ve çok planlı olmaları ile ateşi Almanya’da harladılar. Kadın yoldaşlığının da ortaya koyulduğu büyük bir eylemin sahibi oldular. Önder APO bir değerlendirmesinde ”En değme militanın ulaşamadığı bir bilinç, bir özgürlük tutkusu ve felsefesi kadar pratik yaşama da sahip olduklarını gösteriyorlar” diyerek militan ölçülerini belirtti. Kadının özgürlük arayışına dikkat çekerek ”Özgürlük kolay olsaydı Ronahi ve Berivan kendilerini yakmazlardı” deyip özgürlük için büyük bedeller verilmesi gerektiğini ifade etti. Eylemleri ile özgürlük, yaşam ve kadının kopmaz bağını ortaya koydular. 1990 yılında Zekiye ALKAN’ın eyleminden sonra hastane önünde nöbet tutanlar arasında Sema yoldaş bulunmaktadır. Zekiye yoldaştan etkilenmesini şöyle dile getirmiştir: ” Zekiye benim ebemdir, göbek bağımı Zekiye kesti.” Sema YÜCE, kendisini 8 marttan 21 marta köprü yapan özgür kadın direnişini zirveye taşırmanın adıdır. Kadın Kurtuluş İdeolojisinin ilkeleri ilk sema yoldaşın pratik eylemiyle ifadeye kavuştu. Kadın Kurutuluş İdeolojisi selamlayarak Çanakkale zindanında 1998 yılında yazdığı mektubunda şöyle dedi: “Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum. Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın iyi bir öğrencisi olabilmek için Zekiye gibi yanmak, Rahşan gibi Newrozlaşmak istiyorum. Diğer Newrozlaşan yoldaşlarımın izinde kararlıca yürümek istiyorum. Kadının da yoldaş olabileceğine olan inancımı soylu bir eylemle taçlandırmak isteğimin nedeni, soyluluğu bilinen tüm tanımlardan arındırarak, kendisi basit, düşleri büyük insanın erdemi olduğunu haykırmak isteyişimdir.” Sema Yüce; Köleci, egemen yaşama karşı duyulan derin öfkeyle, özgür kadın ve yaşama duyulan derin tutkunun büyük savaşımında, özgür kadın ve özgür yaşamın kazanmasının efsaneleşen sembolüdür. PKK ‘de kahramanlığın bilinçte ve ruhta kendini yaratmasıdır. Zilanın gerçekleştirdiği ve yarattığı cennet bahçesine gitmek istiyorum. Küllerinden yeniden doğmayı başaran, bunun kıvılcımı olan her kadın özgür Kürdistan’ın dokuyucusu olacaktır.” diyerek kadın yoldaşlığına olan inancını gösterdi. Ateşin sırrına eren kadın yoldaşlar ateşle kutsanarak Newrozlaştılar. Kürt halkına meşale olup her yerde aydınlandılar. Bugün tüm dünya kadınlarına, tüm sömürülen halklara umut olan bir Partinin en genç yürekleriydiler. Önder APO’nun ”amacınız güneş kadar net ise yöntemini bulursunuz” perspektifi ile eylemlerini en zorlu günlere cevap olarak gerçekleştirdiler. Bizlere koşulların farketmeksizin nasıl bir mücadele hattı olması gerektiğini gösterdiler. Dünyanın dört bir yanına taşınan meşaleler her yere umut ışığı oldu. ”Kayalıklarda yeşeren çiçekler misali” genç kadınların olmazı oldurduğu; halklara, kadınlara umut verdiği bilinciyle hareket ederek anıları hep yaşayacaktır, mücadeleleri devam edecektir.

Newroz’u bedenlerinde yaktıkları ateşle kutsayan ve Kürt halkının özgürlük meşaleleri olan öncü kadınlar her daim yol göstermeye devam ediyorlar. Onların anılarına ve mücadelelerine tutunan ardılları, Newroz ateşinin özgürce yanması için onların aydınlığını dünyanın dört bir yanına taşıyorlar. Anıları özgürlüğe bağlı asi yüreklerde yaşıyor ve hep yaşayacak. Üç kibrit çöpüyle Mazlum’dan, ateşin sırrına eren Zekiye, Rahşan, Berivan, Ronahi, Sema ve takipçileri olan yüzlerce özgürlük savaşçısının ardılları olarak Newroz meşalesini taşımaya genç kadınlar olarak bulunduğumuz her yerde ateşi harlamaya devam edeceğiz. En büyük bayramımız ,büyük savaşımız ile olacaktır.